Yazılı ve görsel medya depremin bilimsel ve teknik unsurlarına eğilmiş Cumhuriyet Savcıları ilk kez enkaz kaldırma işlerini; beton test numuneleri almak için durdurmuşlardır. Deprem bölgesine sivil toplum kuruluşları çok kısa sürede ulaşmış devletle el ele vererek başarılı arama kurtarma çalışmaları yapmıştır. Bir yandan da deprem ve meydana getirdiği zararların azaltılmasında halkı bilinçlendirici çalışmalar hız kazanmış depreme dayanıklı yapı ve depremle yaşamak tartışılmaya başlanmıştır.
Deprem hasarlarını azaltmanın yolu; doğru zemin etüdü, doğru proje, kaliteli malzeme, tekniğine uygun işçilik ile etkin ve yerinde tam denetimden geçmektedir. Deprem sonrası hasarlar incelendiğinde neredeyse bu unsurların tamamının göz ardı edildiği görülmektedir. Zemin etüdü yapılmadan inşa edilen binalar, yanlış tasarımlı yapılar, deniz kumu ile dökülen betonlar, en basit bir etriyenin, bir kanca yapılmasının çok görüldüğü yapılar artık sıradan bir görüntü oluşturmuştur.
Son yıllarda ülkemizde yaşanan Erzincan, Ceyhan, Dinar, Marmara, Bingöl, Elazığ ve Kütahya depremlerinde durum aynı olmakla beraber deprem sonrası söylenenlerde aynı olmaktan öteye gidememiştir.
Ancak yaşanan Van depreminden sonra deprem güvenliği olmayan mevcut binaların yıkılması ve yeni yapılacak binalarda etkin, sıkı yapı denetiminin yapılacağının pek çok yerde duyulması ve somut adımlar atılması sevindirici olarak karşılanmıştır.
Depreme dayanıklı binaların yapılmasında; perdeli sistemlerin tercih edilmesi, burulmaya olanak verilmemesi, ağır cephe askısı ve panellerin yapılmaması, tehlike katı (yumuşak kat) oluşturulmaması, bitişik nizam binaların yapılmaması, güçlü kolon-zayıf kiriş tasarımları uygulanması ve kısa kolon yapılmaması depreme dayanıklı yapı tasarımında en ön sıralarında gelmektedir.
Deprem bir doğa olayı olup nerede, ne zaman ne şiddetle geleceği belli değildir. Deprem zararlarını azaltmanın yolu depreme dayanıklı yapı üretiminden geçmektir. Bu iş ise bilgi, tecrübe, dürüstlük ve etkin denetime bağlıdır. Depreme dayanıklı yapılarda asıl sorumlu kişiler inşaat mühendisleridir. Son yayınlanan deprem yönetmelikleri ile depreme dayanıklı yapılar yapmak artık kolaylaşmış ve yönetmelik kurallarına uyulduğunda depreme dayanıklı yapılar projelendirilebilmektedir. Ancak sadece doğru proje yapmak ile binalar depreme dayanıklı hale gelememekte, malzeme ile işçilik hatalarına karşı etkin ve yerinde denetim olmazsa olmaz şart koşul olarak karşımıza çıkmaktadır.
Mevcut yapı denetim yasası maalesef istenen sonucu verememiştir. Çünkü yapı denetim firmaları müteahhitlerle veya mal sahipleriyle doğrudan para ilişkisine girmesi, müşteri-işveren konumunda bulunmaları ve firmaların iş kaygısı taşıması uygulamada büyük sıkıntılara yol açıyor. Yapı denetim bedelinin arsa sahibine ait olduğu sistemde, müteahhit ile arsa sahibi arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yapı denetim bedelinin müteahhite ait olduğunun belirtilmesi ne kadar vahim bir durumla karşı karşıya kalındığının bir kanıtıdır. Yapı denetim firmaları ücretini aldığı kişiyi denetlemek zorunda kalmaktadır. Yapı denetim firmasının serbest piyasadan iş alma kaygısı olması nedeniyle denetimlerdeki etkinlik azalmaktadır. Müteahhit bir sonraki işinde her açıdan tolerans alabildiği yapı denetimi firmasını tercih edebilmektedir.
Bu sorunun çözülmesi için; iş dağılımının adaletli bir şekilde merkezi bir birimden (havuz sistemi) yapılarak müteahhit ile yapı denetim arasındaki ticari ilişkinin kaldırılması olabilecektir. Bu bağlamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çalışması başlatılan ustalık sertifikası olmayanların çalışmasına müsaade edilmemesi yönündeki görüşlerine katılmaktayız. Ancak bu yeter bir şart olamamakta olup ilaveten; işi yapan ve sertifika sahibi usta ve kalfalardan ruhsata, projelere, standartlara ve şartnamelere uygun olarak inşa ettiğine dair sorumlu olmalarını sağlayan yasal düzenleme gelmeli her aşamada imzaları alınmalıdır.
