Yalçın ÇELİK
Başta AB ülkeleri olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmek ve teşvik etmek için çeşitli önlemler alınmakta ve ciddi hedefler konulmaktadır. AB’de 2020 yılı hedefleri olarak: Tüketilen enerjinin % 20’sinin temiz enerji kaynaklarından sağlanması, tüketilen akaryakıtın %10’unun biyo-yakıtlardan elde edilmesi, elektrik üretiminin % 34’ünün ve ısı üretiminin % 25’inin temiz enerji kaynaklarından üretilmesi konularında işbirliği kararı alındı.
Başta AB ülkeleri olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmek ve teşvik etmek için çeşitli önlemler alınmakta ve ciddi hedefler konulmaktadır. AB’de 2020 yılı hedefleri olarak: Tüketilen enerjinin % 20’sinin temiz enerji kaynaklarından sağlanması, tüketilen akaryakıtın %10’unun biyo-yakıtlardan elde edilmesi, elektrik üretiminin % 34’ünün ve ısı üretiminin % 25’inin temiz enerji kaynaklarından üretilmesi konularında işbirliği kararı alındı.
Bu hedeflere ulaşılması; %17 oranında CO2 azalımı, 442 milyar € değerinde yeni yatırım, yakıt bedelinden 115 milyar €’luk ve dış maliyetlerden yaklaşık 300 milyar €’luk tasarruf ve 2 milyon tam zamanlı yeni iş imkanı yaratılması anlamına gelmektedir. Her ülkede, bu hedeflere ulaşmak için değişik ekonomik modeller uygulanmaktadır. Örneğin Almanya’nın güneşli bir ülke olmamasına rağmen sistemin gelişmesi için dinamik bir pazar yaratma çabası ve hızla gelişen PV endüstrisi birçok kimseyi şaşırtmaktadır.
Peki bu nasıl gerçekleşiyor? Geçmişten beri birçok farklı programlar farklı ülkelerde uygulandı. Fakat hiçbiri Almanya’nın “şebekeye elektrik satış modeli” gibi bu kadar kısa sürede başarılı olmadı. Güneş enerjisinde bir köşe taşı görevi üstlenen Almanya modeli, AB fotovoltaik endüstrisi tarafından güneş enerjisinden elektrik üretiminin gelişmesi için bir strateji olarak kullanılmaktadır.
Model nasıl işler? Güneş enerjisini kullanarak ürettikleri elektriği tekrar şehir şebekesine satış hakkı, üretilen her kWh başına fosil yada nükleer kaynaklardan elde edilmiş elektriğe göre ücretlendirmede birincil önceliğe sahip olma, belirli bir zaman diliminde teşvik fiyat tarifesinden yararlanma gibi avantajları sağlamaktadır. Geçmişte güneş enerjisini teşvik için birçok program, devlet bütçesi tarafından finanse edilmekteydi. Fakat devletin bütçesinde azalma yaşandığında programın da kesilmesi, bu mekanizmanın en büyük dezavantajını oluşturmaktaydı. Bunu önleme adına; bazı modeller, tamamen farklı bir yaklaşım içeriyor. 2008 yılında Almanya’da yeni kurulmuş PV sistemlerden elde edilmiş elektrik, sistemin büyüklüğüne ve tipine bağlı olarak 0.35 ile 0.47 €/kWh arasında vergilendirildi. Elektrik kullanıcılarının düzenli elektrik faturaları sayesinde vergilendirme de ekstra ücretlere geçebildi ve sistem eşit bir şekilde yayıldı. Bu sayede Devlet ekonomisinden bağımsız olarak programın gelişmesi sağlanabildi ve her elektrik kullanıcısı tarafından ödenen ekstra ücretler ulusal elektrik portföyündeki yenilenebilir enerji payını arttırdı.
Bu teknoloji, piyasada tanıtılmaya başlandığından beri, güneş enerjisinden üretilen elektrik fiyatı tutarlı olarak düşmektedir. Buna rağmen, bazıları halen güneş enerjisinden üretilen elektriğin şebekeyi besleyebilecek yeterlikte olamayacağını ve bu yüzden fosil kaynaklardan elde edilen elektrikle yarışamayacağını savunmaktadır. Sistemin sürekliliği için “şebekeye elektrik satışı” modelinin devamlılığı yasalarla garanti altına alınmakta ve tüketici bankalarıyla finansal güvenliği sağlanmaktadır. Bu garanti süreleri Almanya’da 20 yıl olarak belirlenmiştir. Bu, bazen bankaları “şebekeye elektrik satışı” modeline dahil edene ve PV sistemlerle tanınmasını sağlayana kadar sürmektedir. Güneş enerjisinden elektrik üretiminin ülkemizde uygulamasındaki en önemli eksikliğin bir yol haritasının oluşturulmamış olması olduğu değerlendirilmektedir.
Diğer enerji kaynaklarından elektrik üretiminde olduğu gibi, güneş enerjisinden elektrik üretimi konusunda da 2020 yılının hedef yıl olarak seçilebileceği düşünülmektedir. Ülkemizin güneş radyasyon verileri ve konunun ekonomik değerlendirmeleri çerçevesinde, ülkemizin yenilenebilir enerji kaynakları konusundaki stratejik hedefleri de göz önünde bulundurularak bir hedef değerin seçilmesi gereği muhakkaktır. Güneş enerjisinden elektrik üretimi konusunda ülkemizin hedef değerinin, ülkemizde üretilen/üretilecek elektrik enerjisinin % 5’i olabileceği öngörüsü çerçevesinde; 2020 yılı elektrik üretimimizin 600 milyar kWh olması durumunda, güneş enerjisinden 30 milyar kWh elektrik üretilmesi gerekeceği ciddi bir miktar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizdeki ortalama ışınım verileri çerçevesinde, Kurulu güç için her MW başına 1.2-1.5 milyon kWh elektrik enerjisi üretilebileceği varsayımıyla, ülkemizin 2020 yılında güneş enerjisinden elektrik üretimi amaçlı 20-25 bin MW’lık kurulu güce gereksinim duyacağı anlaşılmaktadır. Güneş enerjisinden elektrik üretimi alanında lisanslı piyasa faaliyetinin 2012 yılı ve sonrasında gerçekleşebileceği öngörüsü ve iyimser bir tahminle 8 yıllık hedef süreç içinde yıllık bazda 3.000 MW’lık yeni yatırıma ihtiyaç duyulacağı görülmektedir. Söz konusu hedefler doğrultusunda, yıllık bazda belirlenecek hedefe uygun kurulu güç değerleri için, asgari miktarın altında kalmamak üzere, lisans başvuruları kabul edilmeli ve lisanslar bu plana göre verilmelidir.
