Kısa bir süre önce elektriğe % 9, doğalgaza % 14 zam geldi. Elektrik ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın hemen ardından, döviz kurlarında ki artışlarla birlikte enerji fiyatlarında artçı zamların geleceği tartışılmaya başlandı. Önümüzdeki dönemde enerji fiyatlarında ki değişimi tahmin edebilmek için ülkemizin enerji üretimi ve ithalatı analiz edilmelidir.
Sürdürülebilir büyüme hedefine ulaşılabilmesi için ülkemizin ihtiyaç duyduğu enerjinin sürekli, ucuz ve temiz olarak temin edilmesi gereklidir. Ülkemizin enerji durumu incelendiğinde kullandığımız enerjinin sadece % 24’ü yerli kaynaklardan sağlanabiliyor.
Yaklaşık % 76 oranında enerjide dışa bağımlı durumdayız. Yapılan ithalatın % 82’sini petrol ve doğal gaz ithalatı oluşturuyor. Ülkemizin ekonomik olarak büyümesine, sanayileşmesine ve yaşam koşullarının iyileşmesine paralel olarak enerji ihtiyacı sürekli olarak artıyor. Enerji üretiminde yerli kaynakların kullanım oranı arttırılamadığı sürece, enerjide dışa bağımlılığımız da artmaya devam edecek gözüküyor.
Doğal gaz ve petrol açısından zengin kaynaklara sahip olmadığımız için ihtiyacımız olan petrolün % 94’ünü, doğal gazın ise % 99’unu ithal ediyoruz. Buna karşılık, yerli, temiz, çevreci, yeşil enerji kaynağı olarak değerlendirilen yenilenebilir enerji kaynaklarımızı da enerji üretiminde devreye alamıyoruz. Hidroelektrik enerjimizin % 65’i, jeotermal enerjimizin % 90’ı, rüzgar enerjimizin % 95’i, güneş enerjimizin tamamı elektrik enerjisi üretiminde kullanılmayı bekliyor.
Sürekli artış eğilimi içerisinde bulunan enerji açığını kapatabilmek amacıyla, yenilenebilir enerji potansiyelimizin harekete geçirilerek, enerji portföyü içerisine dahil edilebilmesi için çalışmalar yapılmasına rağmen, gerek bürokratik engeller, gerekse verilen teşviklerin yatırımcı tarafından yetersiz bulunması nedeniyle hedeflenen üretim değerlerine ulaşılamıyor.
Enerji ihtiyacındaki yüksek oranlarda ki dışa bağımlılık, büyüyen ekonomimizin en büyük kırılganlık kaynağı olan cari açığında artmasını beraberinde getiriyor. Yılın ilk sekiz ayında ki cari açığımız 71,4 milyar dolar olarak gerçekleşirken, net enerji ithalatımız 30 milyar dolara ulaştı. Diğer bir ifadeyle, yılbaşından Ağustos ayına kadar gerçekleşen cari açığımızın yaklaşık yüzde 42’si enerji ithalatından kaynaklanıyor.
2008’de 40,7 milyar dolar olan, 2009’da krizin etkisiyle 26 milyar dolara düşen, 2010’da ise 34 milyar dolara çıkan enerji ithalatımız, 2011 yılının ilk sekiz ayında yapılan enerji ithalatının yıl sonuna kadar devam etmesi durumunda, yıl sonunda 48 milyar dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek net enerji ithalatının yapılması bekleniyor.
Enerji ithalatımız bu kadar yüksek oranlarda devam ettiği sürece önümüzdeki dönemde, petrol, doğalgaz ve elektrik fiyatlarına zam gelmeye devam edecektir. En geç yıl sonu itibariyle, geçtiğimiz hafta belirlenen zam oranlarına yakın değerlerde, enerji fiyatlarında artış yapılabilecektir. Enerji fiyatlarının arttırılmaması için öncelikli olarak hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarımızın ve yerli kömürümüzün enerji portföyümüzdeki oranları arttırılmadır. Nükleer enerji alternafi de mümkün olan en kısa zamanda enerji portföyü içerisine dahil edilerek, enerji kaynaklarımız çeşitlendirilmeli ve enerjide dışa bağımlılığımız azaltılmalıdır.
ENERJİ FATURASI KABARIYOR, CARİ AÇIK ARTIYOR
Bir ülkenin ihraç etmiş olduğu mal ve hizmetlerden elde ettiği gelirin, o ülkenin ithal ettiği mal ve hizmetlere yapmış olduğu ödemelerle arasındaki fark cari açığı oluşturuyor. Ülkemizin ekonomik büyümesinde rekor üzerine rekorların kırıldığı 2011 yılında, cari açıkta rekorlar kırmaya devam ediyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları ve yurt dışındaki yatırımcılar, ülkemizin ekonomik performansını etkileyeci bulmalarına rağmen, cari açığın getirmiş olduğu kırılganlıkları sürekli olarak gündeme getiriyorlar. Ülkemizdeki ekonomi yönetimi, farklı finansal enstrümanları devreye sokarak cari açığın düşürülmesi yönünde çalışmalar yapıyor. Cari açığın düşürülmesi ile ilgili olarak, ekonomide ki büyümenin soğutularak, tasarrufların arttırılmasına yönelik tedbirler alınıyor. Cari açığın artışına neden olan en büyük faktör enerji ithalatı ise hız kesmeden artmaya devam ediyor.

2009 yılı enerji verilerimiz analiz edildiğinde, iki önemli sonuçla karşılaşıyoruz. Birincisi, kullandığımız enerjinin % 26’sı yerli, % 74’ü ise ithal kaynaklardan sağlanıyor. İkincisi ise, ithal ettiğimiz enerji kaynaklarının % 41’i petrol, % 40’ı ise doğalgazdan oluşuyor. Bu değerler, enerjide çok yüksek oranlarda dışa bağımlı olduğumuzu gösteriyor.
Ülkemizin rekor boyutlara ulaşan cari açığına en büyük katkıyı yapan enerji ithalatı da rekor üzerine rekor kırıyor. Yılın ilk sekiz ayında ki cari açığımız 71,4 milyar dolar olarak gerçekleşirken, net enerji ithalatımız 30 milyar dolara ulaştı. Diğer bir ifadeyle, yılbaşından Ağustos ayına kadar gerçekleşen cari açığımızın yaklaşık % 42’si enerji ithalatından kaynaklanıyor.
2008’de 40,7 milyar dolar olan, 2009’da krizin etkisiyle 26 milyar dolara düşen, 2010’da ise 34 milyar dolara çıkan enerji ithalatımız, 2011 yılının ilk sekiz ayında yapılan enerji ithalatının yıl sonuna kadar devam etmesi durumunda, yıl sonunda 48 milyar dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek net enerji ithalatının yapılması bekleniyor. 2011 yılı sonu itibariyle oluşacak cari açığın içerisinde, enerji ithalatının payı % 50 seviyesine ulaşabilir.
Ekonomik olarak büyüyebilmek için enerjiye ihtiyacımız var. Enerji üretimi ve tüketimimizi arttırırken, dışa bağımlılığı da azatlmamız gerekiyor. Şu an da olduğu gibi dışa bağımlı kaynakları kullanarak enerji ihtiyaçlarımız karşılandığın da ekonomik büyüme artarken, cari açıkta kontrolsüz bir biçimde artmaya devam ediyor.
Ekonomi yönetiminin cari açıktaki artışın frenlenebilmesi için kullanmış olduğu finansal araçların yanında, enerji ithalatının da düşürülmesi gerekiyor. Enerji ithalatını düşürebilmek için hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, bioenerji gibi yerli, yenilenebilir enerji kaynaklarımızın ve kömürümüzün enerji üretim portföyündeki kullanım oranları arttırılmalıdır. Yerli kaynaklarımızın kullanımının arttırılması, dışa bağımlılığımızı azaltacağı gibi cari açığımızın düşürülmesini de yardımcı olacaktır.
Enerji üretiminin yerli ve yenilenebilir kaynaklara dönüştürülmesi ile ilgili en büyük model Avrupa Birliği’dir. AB üyesi ülkeler, 2020 yılında elektrik üretimlerinin % 35’ini, ısı ihtiyaçlarının yüzde % 25’ini, ulaştırma yakıt ihtiyaçlarının yüzde 10’unu, toplam enerji tüketimlerinin ise % 20’sini hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, bioenerji gibi yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı planlıyorlar.
Serdar İSKENDER
TÜTEV Enerji Danışmanı
