Ramazan DOĞANOrman Mühendisi, ramazandogan@ogm.gov.tr
Artan dünya nüfusu ve teknolojik gelişmeler, enerjiye olan ihtiyacı her geçen gün biraz daha artırmaktadır. Bilinen enerji kaynaklarının giderek azalması yenilenebilir enerji kaynaklarının araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Yenilenebilir Enerji Kaynakları (RES) tükenmez oluşları ve süreklilik göstermeleri açısından önemlidir. Ancak, teknolojik altyapılarının yeniliği ve klasik kaynaklarla ekonomik yönden rekabet etmede karşılaşılan zorluklar, hidrolik enerji dışında, “Yeni ve Yenilenebilir Kaynaklar” denilen alternatif kaynakların enerji bütçelerinde arzulanan düzeylerde yer almasını önlemiştir. Buna rağmen birçok ülkede jeotermal, güneş, rüzgar, modern biyokütle enerjileri gibi kaynakların kullanımı hızlı bir gelişme göstermektedir.
Biyokütle enerji kaynakları klasik ve modern olmak üzere ikiye ayrılır. Klasik biyokütle kaynakları; normal ormanlardan elde edilen yakacak odun ile bitki ve hayvan artıklarından oluşur.
Modern biyokütle kaynakları enerji ormancılığı ürünleri ile orman ve ağaç endüstrisi atıkları, enerji tarımı ürünleri, tarım kesiminin bitkisel artıkları ve hayvansal atıkları, kentsel atıklar, tarımsal endüstri atıkları biçiminde sıralanır. Bu materyaller biyokütle yakıt teknikleri ile işlenerek katı, sıvı ve gaz yakıtlara çevrilir.
BİYOKÜTLE
Organik atıkların yanı sıra bitkisel yağ atıkları, tarımsal hasat artıkları dâhil olmak üzere, tarım ve orman ürünlerinden ve bu ürünlerin işlenmesi sonucu ortaya çıkan yan ürünlerden elde edilen katı, sıvı ve gaz gibi yakıtların tümüne verilen isimdir.
Biyokütle yakıtların herhangi bir sınıflandırması olmamakla birlikte en bilinen sekiz adedi şunlardır:
1. Odun ve Orman artıkları,
2. Geleneksel tarım ürünleri
3. Enerji Ormanları
4. Hayvan Atıkları
5. Çöplük gazı
6. Belediye Katı Atıkları
7. Tarımsal ve Endüstriyel Atıklar
8. Lastik atıklar.

Köklerden elde edilmiş biyokütle Kullanılmaya hazır parçalanmış biyokütle

Dallardan oluşturulmuş biyokütle
BİYOENERJİ
Biyokütle kullanılarak elde edilen her türlü enerjiye biyoenerji denir.
BİYOKÜTLE ENERJİSİNİN ZARURİYETLERİ
Petrol, kömür, doğal gaz ve uranyum dünyamızda mevcut tükenebilir, diğer bir deyimle yenilenemeyen enerji kaynağı rezervlerinin % 94’ünü oluşturmaktadır. Günümüzdeki kullanım temposu ile mevcut kömür rezervleri yaklaşık 160 yıl, daha az miktarda olan petrol 40 yıl ve doğal gaz rezervleri ise 67 yıl sonra tükenmiş olacaktır.
Ülkeler dünyadaki yakacak maddelerinin hızla azalan kapasiteleri ve artan fiyatları karşısında, özellikle 1970’lı yıllarda ortaya çıkan enerji krizlerinden sonra, yakacak madde açısından dışa bağımlılıklarını azaltabilmek için yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanma zorunluluğunu algılamışlardır.
Fosil yakıtların yanma ürünlerinin çevresel etkileri ve küresel ısınmaya neden olması, her geçen gün devam eden fiyat artışlarının önlenememesi, enerji kaynaklarının baskı unsuru olarak kullanılıyor olması, enerji bağımlılığının dışa bağımlılık anlamına gelmesi gibi nedenler göz önünde bulundurulduğunda, fosil yakıtlara alternatif bir enerji kaynağı olan biyoenerji, bir kat daha önem kazanmaktadır. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve öz kaynaklardan teminine gidilmesi zorunlu hale gelmiştir. Öz kaynaklarımızdan elde edebileceğimiz enerjinin genele oranlandığında düşük miktarlarda olmasına bakılmaksızın, sürekli alternatifler üretilmesi yoluna gidilmelidir. Enerji temininde dışa bağımlılığı az olan ülke, büyümesini ve teknolojik gelişimini kendi kontrolünde, kendi planları çerçevesinde yapacaktır. Aksi takdirde teknolojisini, gelişimini, büyüme hedeflerini, başkalarının kendilerine verecekleri enerji miktarına göre yapmak zorunda kalacaktır ve bağımlı bir dış politikayla kendi coğrafyasında yaşamaya çalışacaktır.
Enerji medeniyetin temelidir ancak fosil kaynakların yoğun şekilde enerji üretiminde kullanılması ve bunun neden olduğu küresel ısınma insanlığın kurduğu medeniyetin temellerini sarsmaya başlamıştır.
Günümüzde küresel ısınma hayatımızın her anını etkilemektedir. Yağışlarda düzensizlik, aşırı soğuk veya sıcaklıklar, şehirlerin üzerini kaplayan sis, nefes almamızı zorlaştıran koku ve bunun gibi birçok faktörün temel kaynağı küresel iklim değişikliği ve bunun da ana faktörü atmosferdeki karbondioksit miktarının fazlalığıdır. Karbondioksit fazlalığının temelinde ise petrol, doğalgaz, kömür gibi enerji kaynaklarının hesapsız ve limitsiz kullanılması yatmaktadır.
Tehlikenin farkına varan insanlık çözüm aramaktadır. Bu noktada; insanlığın var edilişinden beri her zaman dostumuz, sığınağımız olan ormanlar ve ağaçlar “sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynağı” olarak yeniden gündeme gelmektedir.
ULUSLAR ARASI BİOENERGY PLATFORMU
Gelişmekte olan ülkelerde, kırsal alanlarda yaşayan insanların beşte-dördü elektriksiz yaşamaktadır. Bir çok Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerinde kırsal alanda yaşayan kadınlar her gün ortalama 20 kg odun yakıtını kilometrelerce taşımak zorunda kalmaktadır.
Afrika’nın sahra bölgesinin alt kesimlerinde ki kırsal toplumun %92 oranından fazlası elektrik enerjisi kullanmamaktadır. Günde bir dolardan az geliri bulunan kişilerin sayısı, elektrik enerjisi gibi ticari enerji kaynaklarına sahip kişilerin sayılarıyla aynıdır:2 milyar insan. Kırsal kesimlerde elektrik enerjisini elde etmenin maliyeti her bir kilowat saat için 0.70 Amerikan doları maliyetindedir. Bu maliyet şehir merkezlerinde elde edilen maliyetin tam yedi katı kadardır.
Bu bağlamda, daha fazla biyoenerji sağlamak ( odun enerjisi ve tarımsal enerji gibi iki ana yapıda)temel enerji gereksinimlerini sağlayacak ve daha temiz enerji hizmetleri kurmakta faydalı olacaktır.
Bu yüzyılda önemli değişimler göreceğiz. Petrole dayalı bir ekonomiden biyoenerjiye dayalı bir ekonomiye geçeceğiz. Bu ekonomide biyosıvı yakıt için temel biyokütle kaynakları, tarım ve ormancılıktan sağlanacaktır( odun yakıtı, Kömür, odun parçacıkları, biyo etonol,biyo disel) .
Odun enerjisi aynı zamanda endüstrileşmiş ülkelerde artan önemde enerji seçeneği olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde evlerde ana enerji kaynağıdır.
Sıvı biyofuel son on yıllarda Latin Amerika da ve daha yakın zamanda Avrupa da ve ekonomik gelişimini tamamlamış ülkelerde önem kazanmıştır, özellikle taşımacılık alanında. Aynı zamanda tarım enerji kaynağı olarak önemini artırmaktadır. Avrupa birliğinde üretilen senaryolara göre % 13 den daha fazla oranda fosil yakıtlarının yerini biyoenerjinin ikame edilmesi hedeflenmektedir.
Fosile dayalı yakıtların yerini bitki ve toprak biyokütleleri ne dayalı yakıtlara bıraktığımızda; Biyoful, düşük girdili enerji sistemlerinin, düşük karbon ya da nötr karbonlu kaynakları kayda değer bir şekilde iklim değişikliklerinin azaltılmasına katkıda bulunmaktadır.
Biyokütle kullanımının artması dezavantajlı ve marjinal kırsal alanlardaki değişim ve dengeyi sağlayıcı öğelerin gelişimiyle yiyecek üreticilerinin şu an gördüğü faydayı görebileceklerdir. Fakirlik azalacak ce ekonomik gelişme meydana gelecektir. Özellikle bu kırsal alanlara yeni yatırım fırsatları doğacaktır. Küçük ölçekli yada orta ölçekli girişimcilerin gelmesiyle taşımacılık, ticaret, gelir seviyesinin artışı ve iş istihdamı oluşacaktır. Az miktarda yatırımlarla çok iş fırsatları doğacaktır.
Uluslar arası gaz ve petrol fiyatlarında ki yüksek seviye ve son günlerdeki değişimler, biyoyakıtların geniş kullanım alanları için üretiminin pahalı olmasına rağmen alternatif olarak göz önünde bulundurulmaktadır. Fakat planlı üretimin sağlanması durumunda ise fiyat farkı ortadan kalkacaktır.
Biyoenerji konusunda ki yenilik gelişmekte olan ülkelerde özel ilgi görmektedir. Çünkü bu onlara bağımlı oldukları fosil yakıtlarından kurtulmayı sağlayacaktır.
